Sicil, 2025/II Sayı 54: 11-40
Prof. Dr. Mustafa ALP
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Whistleblowing konusu AİHM’nin kararlarından sonra AB’nin konuyla ilgili Yönergesi’ne uygun olarak tüm AB üyesi ülkelerde yapılan yasal düzenlemeler ile daha güncel bir hale gelmiştir. Konunun önemi öğretide fark edilip üzerinde çalışılmasına rağmen, halen doğrudan bir yasal düzenlemeye konu olmamıştır. Yargının ve toplumun farkındalığı da çok sınırlıdır. Oysa hukuka aykırılıkların açıklanıp duyurulması ve böylece önlenmesindeki kamu yararı, konunun incelenmesini, sadakat ve sır saklama borcu ile ifşa etme arasındaki dengenin kurulmasını gerektirmektedir. Belirtmek gerekir ki; işletmelerdeki hukuka aykırılıkların öğrenilmesinde sadece kamunun değil genellikle işverenlerin de yararı bulunmaktadır. İşverenin dahil olmadığı ve haberi olmayan ihlalleri zamanında öğrenip zararı önlemesinin çok önemli bir aracı, hukuka uyum ve whistleblowing için işletme içi başvuru kanallarının kurulup düzgün işletilmesine bağlıdır. AİHM, ifşa etmeyi ifade özgürlüğü kapsamında korumakla birlikte, öncelikle işletme içi ifşa etmeyi (internal whistleblowing) aramakta, işletme dışına ifşa etmeyi son çare olarak kabul etmektedir. AB Yönergesi ile bir adım daha ileri gidilmiş, belli boyutta işletmelere, işletme içi ifşa sistemi kurma yükümlülüğü getirilmiştir. Bu çalışma, AİHM ve AB Yönergesi’nde konuyla ilgili geliştirilen ölçütleri açıklayıp birbirleri ile karşılaştırma, işletme içi ifşa konusunun önemini vurgulama ve hukukumuzda yapılabilecek düzenlemeler için öneriler getirme amacına yönelmektedir.
Whistleblowing, ifşa etme, işletme içi ifşa, işletme dışı ifşa, AİHM içtihadı, AB Whistleblowing Yönergesi, sadakat borcu, sır saklama yükümlülüğü, kamu yararı, işveren yükümlülükleri, son çare ilkesi (ultima ratio).
This text emphasizes that whistleblowing law of the ECtHR and the adoption of the EU Whistleblowing Directive, which has led to legislative reforms in all EU member states. Despite its importance being recognized in the academic literature, there is still no direct legal regulation on the subject in Turkey and both judicial and public awareness remain very limited. Yet, disclosing and reporting unlawful practices serves a strong public interest and requires balancing the duty of loyalty and confidentiality with the act of whistleblowing. It should also be noted that uncovering unlawful practices within companies benefits not only the public but often employers as well. The ability of employers to learn about violations in a timely manner has gained significance following the case and prevent damage largely depends on establishing and effectively operating internal reporting channels for compliance and whistleblowing. While the ECtHR protects whistleblowing under freedom of expression, it prioritizes internal whistleblowing and considers external reporting as a last resort. The EU Directive goes a step further by imposing an obligation on companies of a certain size to establish internal whistleblowing systems. This study aims to explain and compare the criteria developed by the ECtHR and the EU Directive, highlight the importance of internal whistleblowing, and offer recommendations for potential legal reforms in Turkish law.
Whistleblowing, disclosure, internal reporting, external reporting, ECtHR case law, EU Whistleblowing Directive, duty of loyalty, confidentiality obligation, public interest, employer obligations, ultima ratio principle.